Birebir çevrim kuralları : Ünlü harfler

Sayın uzmanlar ve öğrenciler,

Bu web sayfasının amacı, Osmanlı Türkçesini bilmeyen okuyucular için Yeni Türkçe harfleri kullanarak kolay anlaşılabilir birebir çevrim (transkripsiyon, çevriyazı) bulundurmak ve aynı zamanda metinleri kesin ve harfiyen çevirmektir. Bu iki amacı göz önünde tutarak aşağıdaki kurallar izlenmektedir :

1. Türkçe kökenli sözcüklerdeki Osmanlıca kısa ve uzun ünlüler ayırt edilmeden Modern Türkçe kurallarına göre simgelendi. Ör.: bâbâ değil baba - bütûn değil bütün - gelür değil gelir - dûrur değil durur yazıldı.

2. Arapça, Farsça vs. kökenli kelimeler uzmanlarca malum Arapça uzun ve kısa ünlüler sistemine göre yani a â i î u û ile ve Modern Türkçe alfabesinden e ı o ö ü de yazıldı. Ör: bâtıl, ebedî, ıttılâ, kabûl, töhmet, ʿubûdiyet, ümmet.

3. Harekeli olan Ali Bey'in el yazması ve 1827 baskısı metinlerinde bazı ünlülerinin yazılışı Yeni Türkçe’ye uymadığı için sadece Türkçe kökenli sözcüklerce ė, ỉ, ȯ (tek noktalı e ve o, virgüllü i) gibi özel ünlü harflerden faydalanıldı. Ör: ėderim, güműş, içỉn, íyỉ, diyẻ, altᵼn, ȯnlar, bunủ (Ünlü Harfler Anahtarına bakınız). Osmanlı döneminde içün ve gümiş ve kendü ve anlar gibi sözcüklerin telaffuzu zaten Yeni Türkçe'de olduğu gibi için ve onlar olarak söylenmiş olduğunu biliriz.

4. Arapça kısa a ve u harekeleri hem Tü. a ve u hem de e ve ü ile yazılabilir. Aynı sözcükte Arapça uzun ünlü û rastlanırsa şapka eklenmeden bazen şapkasız yani sade u ile yazıldı. Ör: sürur, vücud. Ancak bu kural sadece Türkçe'de sık sık kullanılan ve kısa kelimelerde gerçekleştirildi.

5. Hem Türkçe hem de Arapça ve Farsça gibi farklı kökenli sözcüklere gelen Türkçe eklerindeki Osmanlıca ünlülerinin farklılığına bakmadan Yeni Türkçe kurallarına göre çevrildi. Ör: diyü ve gereklü ve kaldürub değil, diyẻ ve gerekli ve kaldırıp yazıldı. Çünkü Türkçe'nın ek sistemine uymayan Arapça ünlü harflerin eklerdeki kullanımı, çeviri yazının (transkripsiyonun) okunmasını gereksiz yere zorlaştırır. Osmanlı döneminde diyü gibi bir sözcüğün telaffuzu zaten günümüzde olduğu gibi diye olarak söylenmiş olduğunu biliriz.

6. Transkripsiyonun okunmasını kolaylaştırmak için bilmedüḡiçün ve gelinceyedek ve söyledikdensoŋra gibi Osmanlıca şekillerinin yerine bilmediḡi içỉn ve gelinceye dek ve söyledikden soŋra, yani Yeni Türkçe imlasına göre içỉn, dek, soŋra vs. önceki kelimeden ayrı yazıldı.

7. Okuyucunun sabrını tüketmemek için Arapça kökenli âdem sözcüğünü genellikle âdam olarak yazıldı. Ancak metnin harekeleri mevcut değilse şapkasız adam olarak yazıldı (Hz. Âdem'in ismi ise o şekilde yazıldı).

8. Apostrof işareti sadece Arapça belirli tanımlığı olan "el-" edatının kısaltılmasını göstermek için kullanıldı, ör: bi'l-cümle, bi'z-zât, fi'l-hâl, ile-'l-ebed, Rûhü'l-Kudüs. Arapça ayin ya da hemze harflerinin yerine apostrof kullanılmadı.

Osmanlıca kelimelerin kökeni, uluslararası standart çevrim harfleri kullanılarak altı çizili sözcüklere tıklanınca çıkan "pop-up" (açılır penceredeki) notlarımızda gösterilmektedir.

Dilbilgisi ayrıntılarını araştırmak isteyen uzman yada öğrenci iseniz bu etimolojik notlara ve basitleştirilmiş transkripsiyonumuza bakmadan üst pencerede sunulan Osmanlıca metinlerini yakından inceleyebilirsiniz. Transkripsiyonu orijinal metinlerle birlikte bir web sayfada sunmanın özel faydası budur.

Önerilerinizi yorum @osmanlicakelam.net adresinde bekliyoruz!